Özgür Hayaller

Yüksek bir tepede, gözlerim kapalı.

Kollarım açık, özgürleşmek istercesine.

Heyecanla çarpan kalbim,

Delicesine esen rüzgar

ve gel diyorum artık!

Bilmediğim o yerden aniden.

O zaman gerçeğe dönüşen hayaller,

Fırtınalar koparır ruhumda.

Advertisements

Gün Batarken

Altın güneş hiç batmasın ne olur!

Gün batımındaki kızıllık hiç kaybolmasın!

Gece derin sessizliğe gömülürken,

Çekirgelerin ötüşleri hiç bu kadar güzel olmamıştı.

Hafif esen rüzgar yüzümü okşarken

ve tek tük öten kuşlar geceye ahenk katarken,

Rüya kadar güzel o vadi,

Hiç kaybolmasın ne olur!

Gün Doğarken

Güneş ufukta doğarken,

Islak caddeler aydınlanmaya başlamıştı.

Yapraklardaki her bir su damlası,

İnci tanesi kadar parlaktı.

Arabaların tek tük geçtiği caddeler tenha,

İnsanların henüz uykuda olduğu evler sessizdi.

Ay Işığı Altında

Gümüş parlaklığındaki mehtap,

Gecenin karanlığını aydınlatıyor.

Bir kağıt kadar düz ve bir mezar kadar sessiz nehir,

Ay ışığı altında olağanüstü.

Gecenin derin sessizliği,

Hiç bu kadar huzur verici;

Ay ışığı altındaki doğa,

Hiç bu kadar büyüleyici olmamıştı.

Zaman Akıp Giderken

Dokunamaz sana zamanın izleri.

Sen dizelerimde ve ruhumda,

Sonsuza dek genç kalacaksın.

Acımasız yıllar hırpalarken tüm güzellikleri,

Kalemiyle güzel yüzüne çizdiğinde çizgiler,

Güzelliğinle bu dizelerde yaşayacaksın.

Her ne kadar sözcükler seni anlatmaya yetmese de,

Zaten insanlar inanamazdı senin güzelliğine.

Sen güzelliğini erdemlerinle süslerken,

Varsın zaman uğraşsın yıpratmaya seni.

Zira, seni tanıyan herkes yitip gitse de,

Sen bu dizelerde ölümsüzlüğü bulacaksın.

Mehtap ve Sen

Mehtap üzerimde sessizce parlıyor.

Gecenin derin sessizliği her yanı kaplamışken,

Sen hayallerimi süsleyen güzel!

Ne olur sen de kaderimde parlasan.

Elmas gözlerinle bana bakarken,

Bakışlarının altında yeniden doğsam.

Ne olur ben de mutlu olsam.

Gülmeyi, hayatı sevmeyi öğrensem

ve şımarık bir çocuk gibi davranabilsem.

Yokoluş

Aralanmış pencereden sızan gün ışığı,

Karanlık gecedeki sayısız yıldız,

Yağmurdan önceki bulutlar,

Küçük, aydınlık odadaki yaşlı kadın,

Bahçedeki büyük ağaç,

Hiç değişmeyen mehtap,

Hepsi bir gün ölecekse,

Neden çırpınmak?

Acılara önem atfetmek?

Ölüm gelip kapıya dayanınca,

Hepsi yalan olacaksa…

YAŞAMI DÜŞÜNÜRKEN

Nisanın o güzel yağmuru yağıyor.

Yeşillik, toprak ve çam ağaçları,

Ne kadar da harika görünüyor.

Havanın o mis kokusunu,

Ağır ağır ciğerlerime çekiyorum

ve aldığım temiz hava,

Beni sarhoş ediyor.

Yaşamın getirdiği tüm acılara,

Kalbimi boğan hüzünlere,

Yüreğimde açılan derin yaralara,

Hepsine ve hepsine rağmen, yaşamak güzel.

Neden?

Rüzgar, kulaklarımda nasıl da uğulduyor.

Sanki kalpteki acıları açığa vuruyor.

Hayaller, acıları kandırmak için.

Peki mutluluğu gerçekte bulamamak niçin?

Akan ırmağın sesi hüzünlü.

Gökyüzü karanlık ve puslu.

Dildeki şarkılar hüzünlü.

Mutluluğu gerçekte bulamamak niçin?

Cihan Serdaroğlu

Kayıp Çocuk

Neredeyim?

Buraya nasıl geldim?

Hiçbir fikrim yok.

Tek bildiğim şey,

O çocuğu arıyorum.

Şu ankinden çok daha farklı hisseden,

O çocuğu arıyorum.

Ancak onu nasıl bulabilirim,

Hiçbir fikrim yok

ve o çocuk da arıyor,

Sevgilisini ve arkadaşını.

Aşkını ve dostunu.

Cihan Serdaroğlu