Bir Stil İkonu: James Dean

dean_ts_4

Tüm dünyada tişört ve kot pantolonu gençlerin resmi kıyafeti haline getiren ebedi delikanlı James Dean ve Stili

Sadece üç film çevirebilmişti, çok genç bir yaşta ölmüştü, ancak buna rağmen dünyaca ünlü bir efsane haline geldi. Dünyanın neresine giderseniz gidin, poster satan bir bayiye uğradığınızda posterine mutlaka rastlayacağınız bir isim James Dean. Onun şöhreti zaman dışı ve tabii yarattığı stil de öyle.

Giyim Tarzı ve O Müthiş Kombin

James Dean’nin giyim tarzı da kendi şöhreti gibi ölümsüzlüğü yakalamış, modası geçmeyen bir stil halini almıştır. Gençliğin sıradan, günlük giyimini yaratan da o değil miydi? 1955 yapımı “Rebel Without a Cause” (Asi Gençlik) filmiyle milyonlarca genci büyülerken, bu filmde giydiği tişört ve kot pantolonuyla, tüm dünyada bu giysileri gençlerin resmi kıyafetleri haline getiren çocuktu o. Dean, bu filmiyle, kot pantolon ve tişört akımının öncüsü olarak resmen tarih yazıyordu.

Ayrıca “Rebel Without a Cause” filminde giydiği mavi kot, beyaz tişört ve kırmızı monttan oluşan o harika kombinasyon, bugünün ergenlik dönemindeki gençlerin klasik giyim tarzlarından birisi haline geldi.

 rebel-poster

Siyah Deri Botler

Günümüzde hemen her gencin – hatta mevsim ne olursa olsun – ayağında olan siyah deri botler James Dean’nin de ayaklarından çıkmıyordu ve tarz sahibi/cool bir görünüm yaratma konusunda da daima işe yarıyorlar.

 CQOozO_WEAAQth0

Siyah Deri Ceket

Daha önce bir başka yazımda da söylediğim gibi, eğer ebedi bir giysi varsa, o da siyah deri cekettir. Asla modası geçmeyen, daima durumu kurtaran, sokak tarzına ve gençliğe özgü siyah deri ceket de James Dean ile özdeşleşmiş, onun stilinin bir parçası haline gelmiş giysilerdendi.

 james-dean-deri-ceket 

Beyaz Basic Tişört

Günümüzde neredeyse her erkeğin dolabında bulunan beyaz basic tişört de James Dean stilinin bir başka ayrılmaz öğesiydi. Gerek tek başına, gerek sonbaharda mont altına, gerek ceket altına gömleğe alternatif olarak ya da spor giyimlerde gömlek altına giyilebilen beyaz basic tişörtler, geniş bir kullanım yelpazesine sahip ve her şeyle de uyum sağlayabiliyor.

indir  

Kot Pantolon ve Gömlek

Kot pantolon ve tişört kadar, kot pantolon ve gömlek kombini de James Dean stilinin ölümsüz bir diğer parçasıdır. Günümüzde de sıklıkla kullanılan bu kombinasyon, özellikle de hem sporu hem de klasiği bir arada yakalamak isteyen, aynı kıyafetle hem işte çalışıp, hem de akşam arkadaşlarıyla eğlenceye katılabilen yirmili ve otuzlu yaşlardaki o çok meşgul gençler için de oldukça ideal. Zira, giysi değiştirmekle zaman harcamaya gerek kalmıyor. Tabii, işteyken düğmelerinizi James Dean kadar açmanıza gerek yok.

james-dean-jean

Saçlar

James Dean’e o tarz görünümünü veren en önemli yanlarından birisi de saçlarıydı. Yapıştırılmadan geriye doğru taranmış olan saçları, kalkık duruyordu, ki bu da hem onunla özdeşleşmiş hem de asla modası geçmeyen klasik bir stil halini almıştır.

jj

Modern Çağın Venüsü: Kate Moss

Kate_Moss_38

Milyonlarca erkeği kendisine aşık eden ve tüm dünyada stil ikonu olarak kabul edilen rüya kadın: Kate Moss.

1988 yılında JFK havalimanında henüz 14 yaşındayken, Storm Model Management’in kurucusu Sarah Doukas tarafından keşfedildiğinde, böylesi büyük bir şöhrete dönüşeceği kimin aklına gelirdi ki? Hele de çıkış yapmaya başladığı doksanlı yılların dünyaca ünlü modelleriyle (Cindy Crawford, Claudia Schiffer ve Naomi Campbell gibi) böylesine tezat teşkil ederken. Zira, o yıllarda revaçta olan “model” tanımına pek de uymuyordu. Daha uzun boylu, iri göğüslü, kıvrımlı hatlara sahip ve kabarık saçlı modellerin gözde olduğu bir dönemdi doksanlı yıllar. O ise sıfır beden vücudu, görece daha kısa boyu (1.70) ve seyrek sarı saçlarıyla arzı endam etmeye başlamıştı. Yine bu yıllarda Calvin Klein reklamı için çekilen siyah beyaz fotoğraflarla eleştiri alsa da bu sayede popüleritesi arttı.

original

Gucci, Dolce & Gabbana, Calvin Klein, Chanel, Rimmel, Bulgari gibi dünyaca ünlü markalarla çalışarak ününe ün katan Kate Moss, uluslar arası bir model haline geldi ve dünyanın en çok kazanan modeli ünvanını da aldı. Sadece Vogue dergisinin uluslar arası baskılarında 300 kez kapak kızı olarak, ulaşılması güç bir rekora imza attı.

Vogue-UK-June-2013-kate-moss-34501190-3304-2147

Onunla daha önce de haberleri vasıtasıyla tanışmıştım; ancak, Ankara Kızılay’daki dev afişi, benim için ona olan aşkımın başlangıcı oldu. Mango’nun reklamını yaptığı o fotoğrafta gerçekten de harika görünüyordu. Bu olağanüstü güzellikteki yüzde yer alan ceylan gözler inanılmazdı. Göz bebeğinin çevresinde yer alan kehribar rengi halka, zümrüt yeşiliyle çevrelenmişti. Adeta büyülü olan bu gözler bir karede yeşile dönerken, bir başka karede kahvenin en tatlı tonlarını barındırıyordu.

o-KATE-MOSS-JOHNNY-DEPP-facebook

Her ne kadar özel yaşamı, yüzünün o çok nadir bulunur çizgileriyle tezat teşkil etse de, tüm dünyada moda ikonu olarak kabul edilen Kate Moss, milyonlarca erkeği kendisine aşık etmiş ve yine milyonlarca kız için stil ikonu olmuştur. Onun “modern çağın venüsü” olarak adandırılmasına ve British Museum’da sergilenen altın heykelinin yapılmasına neden olan da bu nadir bulunur yüz hatları değil midir?

İzlenmesi Gereken 5 Klasik Film

asi gençlik

İzlemedim Demek İstemeyeceğiniz 5 Klasik Yabancı Sinema.

Rebel Without a Cause

Türkiye’de “Asi Gençlik” adıyla bilinen 1955 yapımı filmin başrolünde oynayan James Dean, unutulmaz bir performans sergiliyor ve gençleri kendisine hayran bırakmayı başarıyor.

Et Dieu… Créa La Femme

Türkçeye “ve Tanrı Kadını Yarattı” adıyla çevrilen 1956 Fransız, İtalyan ortak yapımı filmde Brigitte Bordot, olağanüstü bir eserle karşımıza çıkıyor ve “Tanrı iyi ki kadını yaratmış” dedirtiyor.

Psycho

Türkiye’de “Sapık” adı ile yayınlanan 1960 yapımı film, Robert Bloch’un romanından uyarlanmış, unutulmaz bir gerilim filmidir.

Some Like It Hot

Türkiye’de “Bazıları Sıcak Sever” adıyla gösterilen 1959 yapımı komedi filminde, işsiz kalan iki adamın peşlerine düşen mafyadan kaçmak için kadın kılığına girip, tamamı kızlardan oluşan bir müzik grubuna katılmalarıyla başlayan şenlikte,  Marilyn Monroe, performansı ve güzelliğiyle yine büyülüyor.

Gone with the Wind

1939 Amerikan yapımı film, Margaret Mitchell’ın Pulitzer ödüllü, aynı isimli romanından sinemaya uyarlanmış harika bir klasik yapımdır. Türkiye’de “Rüzgar Gibi Geçti” adıyla gösterilen yapım, mutlaka izlemesi gereken bir klasiktir.

Shakespeare ve Soneler

shakespeare-ve-soneler_670x376

Ardında 154 sone bırakan edebiyat dehası Shakespeare’den olağanüstü bir sone.

William Shakespeare Üzerine

İngiliz şair, oyun yazarı ve oyuncu William Shakespeare’in 23 Nisan 1564’te doğup, 23 Nisan 1616’da öldüğü söylenir. On sekiz yaşında evlenen Shakespeare’in üç çocuğu olmuştu ve bir tiyatro şirketinin sahibi olarak iyi bir kariyeri vardı. Belki de bu işi sayesinde ölümsüz eserlerine imza atmayı başardı. Zira işi onu, oyunlarını yazması için teşvik ediyordu. Shakespeare, yaşamı boyunca bir kraliçe ve bir kral görmüştür. Shakespeare’nin denk geldiği Kraliçe Elizabeth döneminde şiir, felsefe ve özellikle de tiyatro gelişmiştir. Oyunlarının yanı sıra, yaşamı boyunca 154 sone yazmıştır. Bunların en romantiklerinden birisi de 18. sonesidir.

Shakespeare’in 18. Sonesi

Karıştırır mıyım seni bir yaz günüyle;

Sen daha ılımlı ve daha hoşsun.

Sert rüzgarlar hırpalar Mayısın tatlı tomurcuklarını,

ve yaz kısa bir süreliğine kiralar günleri.

Çok sıcaktır böylesi anlarda güneşin gözleri,

Her güzelliğin kaybolduğu olur onun güzelliğinde.

Birden soluklaşır altın teni;

Talihsizlikler ve doğadır yön veren bu karışıklığa.

Ama senin yazın hiç solmayacak,

Ne kaybedeceksin sahip olduğun güzelliği,

Ne de ölüm övünecek sana gölgende gezindiği için.

Benim ebedi dizelerimde sen yaşadıkça.

İnsanlar nefes aldığı ve gözler görebildiği sürece,

Sana hayat verecek bu şiir, ölümsüzleştirecek seni.

Hüzün ve Yalnızlık Bir Efsaneyle Birleştiğinde: Marilyn Monroe

American Masters: Marilyn Monroe

Marilyn Monroe, henüz 36 yaşındayken aşırı dozda sakinleştirici ilaçtan ölmüştü.

Efsane ve ışıltının ardındaki gerçek Marilyn’nin yaşamına dair.

Norma Jean’den Marilyn Monroe’ya

Sıradışı yaşamlar, sıradışı kişilikler doğurur ve kimi zaman her şey, kendini kanıtlama ihtiyacıyla başlar. Onun için de her şey böyle başlamıştı. 1 Haziran 1926’da dünyaya gelen Norma Jean Mortensen (Annesi Gladys doğum belgelerine ikinci kocasının soyadını yazmıştı ve kasıtlı olarak hatalı vermişti. Aslı Mortenson’dur.) için başkalarının yanında ve bir yılı aşkın süre de yetimhaneden geçen bir çocukluk döneminden sonra, henüz on altı yaşındayken sırf mecburiyetten yapılan bir evlilikle gelen yaşam, tatmin edici olmaktan uzaktı.

1944 yılının sonunda, Norma Jean’in hayatını ölene dek değiştirecek bir olay gerçekleşti. Ordu eğitim programı için film yapan askeri bir birim, Yank isimli bir dergide yayınlanmak üzere onun ve çalıştığı yerden birkaç kadının fotoğrafını çekti. Böylece, lambadaki cin çıkmıştı. Grace teyzesinin çocukluğundan beri kafasına yerleştirdiği fikirler ve Norma Jean’in küçük bir çocukken kurduğu hayaller artık gerçek olabilirdi.

Hüzün ve Yalnızlık Bir Efsaneyle Birleştiğinde: Marilyn Monroe-mjrf6y7mxm

Neden İstiyordu?

Babası tarafından reddedilmiş, annesinden hiç sevgi görmemiş, tüm çocukluk ve gençlik dönemi ruhsal anlamda hırpalanarak geçmiş birisi, Amerikan rüyasını gerçekleştirmek, yani büyük bir şeyler başarmak ister. Hayata yenik başlamış bir insan, öncelikle kendisine, daha sonra ise başkalarına başarabileceğini, başarılı olacağını gösterme ihtiyacı içerisinde olur. Muhakkak ki, o da böyle bir halet-i ruhiye içerisindeydi. Hayatla bir derdi vardı; onu reddeden babasına ve ondan sevgisini esirgeyen herkese, onlarsız da nasıl iyi olabildiğini göstermek istiyordu. Sevgisiz ve ilgisiz o çocuk, tüm dünyaya var olduğunu göstermek ve milyonların sevgisini kazanmak istiyordu.

Hüzün ve Yalnızlık Bir Efsaneyle Birleştiğinde: Marilyn Monroe-bwn4f4v9tb

Şöhretin Bedeli     

Yaşamın ironik yanlarından birisi de, insanoğlunun her şey için bir bedel ödemek zorunda oluşudur. Bu kaçamayacağımız bir olgudur. Burada asıl tartışılması gerekense, elde edilen değerin, feda edilene/edilenlere değip değmeyeceğidir. Kimi zaman kazanılan, yitirileni karşılamakta yetersiz kalır ve Marilyn için de böyle bir durum mu söz konusuydu? O, Norma Jeane’den Marilyn Monroe’ya evrilerek tüm zamanların en ünlü ikonlarından birisini yaratmıştı. Lakin, bu aşama sorunlarını daha da derinleştirmiş, ünlü olma sürecinde alkol ve uyku ilaçlarına bağımlı hale gelmişti. İlaçlara öylesine bağımlı duruma düşmüştü ki, onlar olmadan kısa süreliğine kestiremiyordu bile. Depresyon tedavisi için yattığı Columbia Üniversitesi Presbiteryen Sağlık Merkezi’nde, psikiyatristi Dr Ralph Greenson’a yazdığı uzun mektuplardan birisinde şöyle diyordu: “Dün akşam yine bütün gece boyunca uyanıktım. Bazen geceler ne için var diye merak ediyorum. Benim için neredeyse hiç var olmayan, uzun uzun korkunç birer gün gibiler.”

Hüzün ve Yalnızlık Bir Efsaneyle Birleştiğinde: Marilyn Monroe-naqo0hp02m

Zaman Kaybı Tedaviler

Marilyn’in yanlış tedavilerin kurbanı olduğu yaklaşımı akla yakın görünüyor; zira, sakinleştirici ilaçlar özellikle uzun vadeli kullanımlarında yarardan ziyade zarar getirir ve onun kullandığı sakinleştiricilerin çeşidi ve dozu şaşkınlık verici düzeydeydi. Lakin, o dönemlerde bu ilaçların zararları şimdi olduğu kadar iyi bilinmiyordu. Bunun yanı sıra, gördüğü terapi tekniği de yarar sağlayıcı olmaktan uzaktı. Psikanalizle geçmişi sürekli olarak en ince ayrıntısına kadar kurcalanıyordu ve bu da aynı travmaları tekrar tekrar yaşaması anlamına geliyordu ki, bu şekilde bir insanın iyileşmesi kabil değildir. Her seferinde geçmişteki travmaları yeniden yaşayan bir insan, sürekli olarak başa sarar ve asla iyileşemez. Bilakis, daha da kötüye gider. Dolayısıyla da ilerleme gösteremiyor, geçmişi asla geçmişte bırakamıyor, mütemadiyen içinde bulunduğu güne taşıyor, hayatına devam edemiyordu.

Hüzün ve Yalnızlık Bir Efsaneyle Birleştiğinde: Marilyn Monroe-mo6d4bc0xa

Sona Doğru

Marilyn kendisini bile şaşkınlık içerisinde bırakan bir efsane yaratmış, olağanüstü bir kariyer yapmış ve o efsane, kendi kendisini yok etmişti. En başta alkol ve sakinleştirici kullanımına hiç başlamamış olsaydı, ablasıyla daha yakın bir ilişki kurabilseydi, ona olumlu anlamda hiçbir şey katmayan insanlara yaşamında yer vermeseydi, hayatının kontrolünü elinde tutabilseydi, başkalarına o kadar bel bağlamasaydı, belki de onun için bazı şeyler çok daha farklı olabilirdi. Ancak, şu muhtemelen asla değişmezdi; o yapayalnızdı ve onu kahreden de öncelikli olarak buydu.

Adına Yazılan Şarkılar

Marilyn pek çok şarkıya ilham kaynağı oldu. Bunlardan birisi de Elton John veBernie Taupin’in 1973’de onun için yazdığı “Candle In the Wind” isimli şarkıydı. Makaleye bu şarkının bazı dizeleriyle son vermek istiyorum:

“Hoşça kal Norma Jeane!

Yalnızlık zordu.

Oynadığın en zor roldü.

Hollywood bir yıldız yarattı

ve acı ödediğin bedeldi.

Öldüğünde bile,

Basın peşini bırakmadı.

Tüm gazeteler,

Marilyn çırılçıplak bulundu yazdı.

…”

Hüzün ve Yalnızlık Bir Efsaneyle Birleştiğinde: Marilyn Monroe-v97jcmm8vf

James Dean’den Ruha Dokunan Sözler

indir

Sinema tarihinin efsane ismi James Dean’den, bir ölçüde onu simgeleyen nitelikte, düşündüren sözler…

Unutma:

Hayat kısa, kuralları boz (Bozmak için yapılmışlardır.).

Çabucak affet, yavaşça öp.

İçtenlikle sev, kontrolsüzce kahkaha at

ve asla seni güldüren bir şeyden pişmanlık duyma.

Bulutlar gümüşle dizilmiş ve bardağın yarısı dolu (Her ne kadar yanıtlar aşağıda olmasa da.).

Küçük şeyler için kaygılanma.

Olman gereken kişisin.

Hiç kimse izlemiyormuş gibi dans et.

Tek bildiğin buymuş gibi sev.

Sonsuza dek yaşayacakmış gibi hayal kur.

Yarın ölecekmiş gibi yaşa.

Sözleriyle Efsanevi Müzisyen Kurd Cobain

 514897-3-4-03e9a

Nirvana grubunun kurucusu Kurt Cobain, henüz 27 yaşındayken intihar ederek ölmüştü.

Müziğiyle olduğu kadar, çalkantılı yaşamı ve sıradışı ölümüyle de hafızalara kazınmış olan Kurt Cobain’i, bir de kendi sözleriyle dinleyelim.

Kendim olduğum için nefret edilmeyi, olmadığım birisi için sevilmeye tercih ederim.

Başka birisi olmayı istemek, olduğun kişiyi boşa harcamaktır.

Kimse bakire olarak ölmez, hayat herkesi bir şekilde beceriyor.

Trajedi için teşekkür ederim, sanatım için ona ihtiyacım var.

Pratik yapmak mükemmelleşmeyi sağlar, ama hiç kimse mükemmel değildir, öyleyse neden pratik yapılıyor?

Hepimizin içinde iyilik vardır ve sanırım insanları öylesine çok seviyorum ki, bu beni kahrediyor.

Gençliğin görevi, bozulmaya meydan okumaktır.

Paronayak olman, takip edilmediğin anlamına gelmez.

Uyuşturucular zaman kaybıdır. Hafızanızı ve kendinize olan saygınızı yok ederler ve kendinize olan saygınızla birlikte her şey gider.

Oturup sıkıcı hayattan şikayet etmek yerine, yapmış olmayı dileyeceğim pek çok şey var.

Sırf insanlarla anlaşabilmek ve arkadaş edinebilmek için, olmadığım birisi gibi davranmaktan yoruldum.

Arkadaşlar, düşmanı tanımaktan başka bir şey değildir.

İnsanlar bana, farklı olduğum için gülüyor; ben de onlara, hepsi aynı oldukları için gülüyorum.

Tecavüz, evrendeki en korkunç suçlardan birisidir ve her birkaç dakikada bir gerçekleşiyor. Tecavüzle mücadele eden gruplar kadınları kendilerini nasıl savunacakları konusunda eğitmeye çalışmalı. Yapılması asıl gerekli olan şey ise, erkeklere tecavüz etmemeyi öğretmek. Kaynağa inin ve oradan başlayın.

Hayatımın en iyi günü olan yarın asla gelmiyor.

Eğer gözlerim ruhumu gösterebilseydi; herkes, beni gülerken gördüğü zaman ağlardı.