TOM’UN GECEYARISI BAHÇESİ

Toms-Midnight-Garden-16516_9

Orijinal adıyla, Tom’s Midnight Garden (Tom’un Geceyarısı Bahçesi), tüm çocukluğum ve hatta tüm hayatım boyunca izlediğim en güzel filmdi diyebilirim. Bugün, zaman zaman kendimi kötü hissettiğimde, o filmi düşünmek dahi iyi hissetmemi sağlıyor.

Peki, nedir bu filmi bu kadar özel yapan? Bence, iyi bir film de, tıpkı iyi bir roman gibi sizi bu dünyadan uzaklaştırıp, başka bir diyara götürebiliyorsa başarılı demektir. İşte, Tom’un Geceyarısı Bahçesi de, beni öyle bir dünyaya götürdü ki, bugün yıllar sonra bile hâlâ, sadece o filmi düşünerek kendimi daha iyi hissedebildiğim oluyor.

Anne ve babasını kaybetmiş olan Tom, onun amca ve yengesinin yanında bulduğu sevgi ve şefkat, her geceyarısı eski haline (orada yaşamış insanlarla birlikte) geri dönen o şirin, tarihi ev, her akşam yine o saatte gelen, evde eskiden yaşamış öksüz küçük kız, onunla kurdukları uzam ve zaman dışı sıcacık dostlukları, tüm bu yaşadıklarını mektuplarla anlattığı arkadaşı, kısacası herşeyiyle beni büyüleyen bir filmdi(dir).

Zira, filmde oldukça gerçek ve içten olan bir şeyler vardı. Çok samimi olan bir şeyler. Adeta, gerçek dünyada bulamadıklarımız oradaydı. Zaten, asıl kaçışı, bu dünyadan uzaklaşmayı sağlayan da bu değil miydi? Her ne kadar, öksüzlüğün ve bazı kötü muamelelerin getirdiği hüzün olsa da, gerçek sevginin ve dostluğun sıcaklığı, bu hüznü gölgede bırakmayı başarıyordu.

Cihan Serdaroğlu

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s