PENCEREDEKİ ÇOCUK

DSCN5470

Saat gece yarısını henüz geçmişti. Genç adam masa lambasının aydınlattığı odasında dolanarak sigara içiyordu. Tedirgin bir hali vardı. Biten sigarasını söndürdükten sonra, lambasının sönük ışığının aydınlattığı masasına oturdu. Dışarda, boş sokağın lambasının sönük ışığı, hafif yağan yağmurda titriyordu. Genç adam çenesini yumruğunun üzerine koyup bir süre bu manzarayı seyrettikten sonra siyah kaplı defterini açtı ve yazmaya başladı:

Yeni bir gün henüz bitti ya da bir diğeri henüz başladı. Neden bilmem ansızın o günü anımsadım. Yine böyle hafif yağmurlu, soğuk bir kış günüydü ve sen, veda dahi etmeden evden ayrılmıştın. Ben de günler, geceler boyunca, hep o pencerenin önünde seni bekledim. Ancak sen asla dönmedin ve sonunda büyükannemin beni camın önünden ayırmak için verdiği çabalar sonuç vermeye başladı. Giderek daha az bakar olmuştum pencereden; ancak, bu demek değildi ki unutmuştum. Bilakis yıllar sonra bile hâlâ, çoğu zaman bilinçdışı bir biçimde kendimi pencerenin önünde beklerken buluyordum. Yıllarca ağlayıp durduğum o camın önünde. Hani sokak kapısı hizasındaki, yola bakan, karşıda yaşlı kavak ağacının göründüğü o pencerede.

Yirmi yılı aşkın süredir düşünüyorum; ancak, hâlâ o çocuğu nasıl bırakıp gittiğini anlayabilmiş değilim ve itifar etmeliyim ki, bugün bile, zaman zaman kendimi camın önünde beklerken bulduğum oluyor. Her ne kadar farklı bir ev, farklı bir şehir ve üzerinden yıllar geçmiş olsa da.

Genç adam kalemini bırakıp, birkaç saniye dışarıya baktıktan sonra yatağına yöneldi.

Cihan Serdaroğlu

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s