Gece

Beyaz geceler derin sessizlik içinde.

Havaya sonbaharın güzel kokusu sinmiş.

Öyle bir sessizlik var ki, ruhu huzurla dolduruyor.

Gecenin bu vaktinde, gökyüzü tarifsiz güzellikte.

Toz pembe renkteki, o yıldızsız gökyüzü,

Gecenin derin sessizliğinde,

Çekirgeler çığlık çığlığa öterken

Tarifsiz duygularla ruha doluyor.

Kötülükler erişemez artık o ruha

ve gökyüzünü hayranlıkla seyrederken,

Gözlerimi kapatıp, hayallere dalabiliyorum.

Advertisements

Hayaller

Gel sevgili güzel hayaller,

Gel artık.

Gel ki, usanmasın beklemekten.

Gel sevgili güzel kız,

Gel ki, doğsun seninle yeniden.

Gel sevgili vefalı dost,

Gel ki, mahkum olmasın yalnızlığına.

MASAL DİYARINA KAÇIŞ

???????????????????????????????DSCN5490DSCN5489Biraz sihirle, biraz büyüyle, püskürtülen bir tutam peri tozuyla bu dünyadan uzaklaşmayı, kısa süreliğine de olsa farklı bir diyara göç etmeyi kim istemez ki. Çocukken hayallerimizde kaçtığımız o masal diyarlara, bir yetişkin olarak kaçmak  o kadar da imkansız değil aslında. En azından geçtiğimiz yaz deneyimlediğim Ayvalık  tatili bende bu izlenimi uyandırdı.

Türkiye’nin alışılageldik sokaklarından çok farklı olarak, dar sokakları ve Arnavut kaldırımlarıyla meşhur. Bu sokaklarda yürürken sıkça sanki İtalya’da olduğunuz izlenimine kapılıyorsunuz; ancak, İtalya’dan farklı olarak, bu sokakların eski taş ve cumbalı evlerle çevrili olması ve İtalya’daki gibi loş ve iç karartıcı olmaması bu izlenimi hızlı bir şekilde ortadan kaldırıyor. Mutlaka, bu dar sokaklardaki kafelerden birinde oturup, o meşhur limonatalardan içmeli ve Ayvalık tostu yemelisiniz. Ne yalan söyleyeyim, bende bu dar sokaklardaki kafelerden birisinde oturup limonatamı yudumlarken, inanılmaz bir yazma isteği uyandı. “Keşke çalışmak zorunda olmasam ve Ayvalık’a yerleşip burada romanlarımı yazabilsem” diye düşündüm. Şehrin, insana ilham veren, inanılmaz romantik bir atmosferi var.

Bazen sanki her sokağın keşfedilmeyi bekleyen ayrı bir gizem olduğu o dar sokaklardan hangisine sapacağını şaşırıyor insan. Tarihi evlerin, yine o tarihi kapıları da meşhur. Bu kapılara bakarken, fotoğrafını çekerken, ister istemez o kapıdan şimdiye kadar kimlerin hangi ruh halleri içinde girip çıktığını ve o evlerde neler yaşadıklarını düşünmeden edemiyorsunuz.

Perşembe günleri kurulan ve bilhassa Yunanlıları ağırlayan pazarı da pek bir meşhur. Yine bu Pazar yolundaki, el yapımı eşyaların satıldığı bir dükkan ise görülmeye değer. Yabancı bir kadının işlettiği ve el işçiliği içeren o orijinal eşyalardan almak isteyeceğiniz bir şey (bana kalırsa pek çok şey) mutlaka çıkacaktır.